Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Collapse

Yeminin Çeşitleri ve Hükümleri

Collapse
X
  •  
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Yeminin Çeşitleri ve Hükümleri

    Yeminin Çeşitleri ve Hükümleri



    1. Mubah Olan ve Olmayan Yeminler:


    Cumhur, bazı şeylere yemin etmenin caiz olup bazı şeylere caiz olmadı*ğında müttefik ise de, yemin edilmesi caiz olan ve olmayan şeyler hakkında ihtilâf etmişlerdir.
    Kimisi «Şeriatte caiz olan yemin, sadece Allah'a edilen yeminlerdir. Allah'tan başkasına yemin eden kimse günah işlemiş olur» demiştir.
    Kimisi de «Dinen kutsal sayılan şeylerin hepsine yemin etmek caizdir» demiştir.
    Caiz olan yemin yalnız Allah'a edilen yeminlerdir diyenler, Allah'ın bü*tün isimlerine yemin etmenin cevazında müttefik iseler de, Allah'ın sıfat ve fiillerine yemin etmenin caiz olup olmadığında ihtilâf etmişlerdir. Dinen kutsal sayılan şeylere yemin etmenin caiz olup olmadığındaki ih tilâfın s e b e b i, Kur'an-ı Kerim'in zahiri ile bu husus hakkında varid oian hadis arasın*da bulunan çelişmedir. Zira Cenâb-ı Hak, Kur'an-ı Kerim'de:
    "Burçları bulunan göğe and olsun" [3] ve
    "Batmakta olan yıldıza and olsun" [4] gibi birçok şeylere yemin ettiği halde sabittir ki Peygamber (s.a.s) Efendimiz,
    «Cenâb-ı Allah sizlerin atalarınıza yemin etmenizi yasak etmektedir. Kim yemin etmek isterse ya Allah'a yemin etsin ya da hiç yemin etmeyip sus-
    sun» [5] buyurmuştur: «Kur'an-ı Kerim'de Allah'tan başkasına yapılan ye*minlerde bir mukadder vardır, yani 'Göğün rabbine, yıldızın rabbine and ol*sun' mânâsmdadır», demek suretiyle Kur'an ile hadisi te'lif edenler: «Allah'tan başkasına yemin etmek caiz değildir» demişlerdir. Kur'an ile Hadisi «Hadisten maksat, Allah'tan başka hiçbir şeye yemin etmeyiniz demek de*ğildir, -atalarınıza yemin etmeyiniz sözünden de anlaşıldığı üzere dinen kutsal sayılmayan şeyleri kutsalîaştırmayınız demektir» şeklinde te'lif eden*ler ise: «Dinen kutsal sayılan şeylere yemin etmek caizdir» demişlerdir. Şu halde bu ihtilâfın sebebi Kur'an-ı Kerim'in âyetleri ile bu hadisin tefsi*rinde ihtilâf etmeleridir. Cenâb-ı Allah'ın sıfat ve fiillerine de yemin etmenin caiz olmadığı görüşü ise zayıfhr. B u ihtilâfın s e b e b i de, hadisteki «Al*lah'a yemin etsin» emri; yalnız Allah'ın adına mı mahsustur, yoksa onun sıfat ve fiillerine de şamil midir diye ihtilâf etmeleridir. Hükmü Allah'ın yalnız adına mahsus görmek, her ne kadar Lahmî tarafından Muhammed b. Mev-vaz'dan Mâlikî mezhebinin görüşü diye rivayet olunmuşsa da, büyük taas*sup olup zahirilerin mezhebine daha yakındır. Bir cemaat da büsbütün cumhurdan ayrılarak, 'Allah'a da yemin etmek caiz değildir' demiş ise de, bu görüş hadisin nass'ına muhaliftir[6]


    2. Lağv ve Mün'akid'e Yeminleri]: Cenâb-ı Hak,

    "Allah size, lağv olan yeminlerinizden dolayı hesap sormaz. Fakat bile bile ettiğiniz yeminlerden hesap sorar" [7]buyurduğu için, ulema ye*minler içinde bazılarının mün'akit olduğunda ve bazılarının da lağv olup mün'akit olmadığında müttefiktirler. Fakat lâfv olduğu için mün'akit olma*yan yeminler hangisidir diye ihtilâf etmişlerdir.
    imam Mâlik ile îmam Ebû Hanife Lağv olan yemin, doğru olduğuna inandığı bir şey hakkında 'Vallahi bu böyledir'diye yemin elikten sonra ya*nıldığım anlayan kimsenin yeminidir' demişlerdir. îmam Şafii «Lağv olan yemin, kişinin konuşmaları arasında 'Evet vallah, hayır vallah dediği gibi dilinin alıştığı ve yemin kastı ile söylemediği yemin lafızlarıdır» demiştir, imam Mâlik bu görüşü Muvatta'da Hz. Âişe'den rivayet etmiştir. Birinci gö*rüş de, Hasan b. Ebu'l-Hasan, Katâde, Mücâhid ve İbrahim en-Nehâî'den rivayet olunmuştur. Kimisi «Lağv olan yemin kişinin kızdığı anlarda ettiği yeminlerdir» demiştir.
    imam Mâlik'in tabilerinden Kadı ismail bu görüştedir. Kimisi de «Lağv olan yemin •Vallahi ben falan adamı öldüreceğim, ya da falanca adamla ko*nuşmayacağım' gibi günah olan işler için yapılan yeminlerdir» demiştir. Bu görüş de İbn Abbas'tan rivayet olunmuştur. Lağv olan yemin hakkında bir beşinci görüş daha vardır ki o da, kişinin, kendisine helâl olan herhangi bir yemeği yemeyeceğim diye ettiği yemindir.
    Buihtilâfın sebebi, âyet-i kerimede geçen lâğv kelimesinin müşte*rek (çok anlamlı) olup Arap dilinde çeşitli mânâlarda kullanılmasıdır. Zira bu kelime,
    "Kâfirler, 'Bu Kur'an'ı dinlemeyin, okunurken gürültü yapın' der*ler"[8] âyet-i kerimesinde olduğu gibi bazan boş sözler demektir, bazan da, rastgele söylenen ve mânâsı düşünülmeyen söz demektir. Bu mânânın zıddı olan bile bile edilip pekiştirilen yeminin mün'akit olmasından, âyetteki lağ*vın bu mânâda kullanıldığı anlaşılmaktadır. Lağvın öfke halinde edilen ye*min olduğunu ya da «Vallahi şu günahı işleyeceğim» veyahut «Bu yemeği yemeyeceğim» gibi şeriatın başka yerlerde, edilmesinden bir şey lâzım gel*mediğini söylediği yeminler olduğunu söyleyenler ise, «Lağv burada şeria*tın örfünde mevcut olan mânâda kullanılmıştır» demişlerdir. Yani bu âyette*ki lağvdan murad şeriatın
    «Z°rla yaptırılan boşamalar hükümsüzdür» [9] gibi başka yerlerde hükümsüz olduğunu söylediği yeminlerdir. Fakat en za*hir olan mânâ birinci ile ikinci mânâlardır, yani imam Mâlik ile İmam Şafii'nin seçtikleri mânâlardır. [10]


    DEVAMI AŞAĞIDA

  • #2
    3. Keffaret Ödenebilen Yeminler


    A- Keffaret Ödenebilen Mün'akide Yeminleri:


    Ulema, mün'akit olan bütün yeminlerin mi yoksa bir kısmının mı hük*mü keffaret vermekle kalkar diye ihtilâf etmişlerdir.
    Cumhur -herhangi bir kimsenin yalan olarak Vallahi falanca adam şöyle yapmıştır' dediği gibi- geçmişe ait olan ve yemin-i ğamus denilen ye*minler için keffaret yoktur. Keffaret ancak -'Falan kimse ile konuşmayaca*ğım veyahut Talanca yemeği yemeyeceğim' gibi- geleceğe ait olan yemin-
    ler için verilir» demiştir. îmam Mâlik, îmam Ebû Hanife ve imam Ahmed b. Hanbel bu görüştedir.
    imam Şafii ile bir cemaat ise, «Geleceğe ait olan yeminler bozulduğu zaman nasıl keffaret lâzım geliyorsa, geçmişe ait olan yeminler de, yalan ol*duğu zaman keffaret lâzım gelir, yani keffaret öteki yeminin günahını nasıl kaldınyorsa bunun da günahını kaldırır» demişlerdir.
    Bu ihtilâfın sebebi, bu hususa dair olan âyet-i kerimenin umumu ile hadis arasında bulunan çelişmedir. Çünkü,
    "Cenâb-ı Hak sîzi bile bile ettiğiniz yeminlerden sorumlu tutar. Bu*nun keffareti çoluğunuza çocuğunuza yedirdiğinizin orta derecesinden on yoksulu doyurmaktır.." [11] âyet-i kerimesi yemin-i ğamus için de keffa*ret lâzım geldiğini gerektirmektedir. Zira yemin-i ğamus da bile bile edilen bir yemindir. Peygamber (s.a.s) Efendimiz'in,
    «Kim yalan yere yemin ederek bir müslümanın (zımmiye de şamildir) hakkını gasbederse, Allahu Teâlâ ona cehennemi vacib ve cenneti haram kılar» [12] hadisi ise yemin-i ğamus'un keffareti bulunmadığını gerektirmektedir. Fakat imam Şafii diyebilir ki: «Hadiste beyan edilen yemin, başkasının hakkını gasba sebep olduğu için keffareti yoktur. Çünkü keffaret tevbe kabi*linden bir şeydir. Yalandan edilen yeminden tevbenin kabulü ise başkasının hakkını geri vermeğe bağlıdır. Bunun için eğer kişi gasbettiği hakkı sahibine geri verirse yemini için de keffaret verebilir».[13]


    B- Küfür ve Dinden Çıkmaya Dair Yemin:

    Ulema 'Şu işi yaparsam kâfir olayım veyahut yahudi ya da hıristiyan olayım' dedikten sonra o işi yapan kimseye keffaret lâzım gelir mi, gelmez mi diye ihtilâf etmişlerdir.
    İmam Mâlik ile îmam Şâfıi, «Bu adama keffaret lâzım gelmez ve bu söz yemin değildir» demişlerdir.
    îmam Ebû Hanife ise «Yemindir ve aynı zamanda keffaret gerektir*mektedir» demiştir ki imam Ahmed de bu görüştedir.
    Bu İhtilâfın sebebi, 'Kutsal olan her şeye yemin etmek caiz midir, yoksa Allah'tan başkasına yemin edilirse mün'akid olur mu olmaz mı?' diye ihtilâf etmeleridir:
    Mün'akid olan yeminler yalnız Allah'a edilen ve yemin sığasında (sö*züyle) olan yeminlerdir diyenler, «Bununla keffaret lâzım gelmez. Çünkü bu yemin değildir» demişlerdir. Dinen kutsal sayılan her şeye yemin etmek ca*izdir diyenler ise, «Keffaret lâzım gelir. Çünkü Allah'ın ta'zimine yemin et*mekle ta'ziminin terkine yemin etmek arasında fark yoktur. Zira nasıl ta'zim etmek vacib ise ta'zLmi terk etmemek de vacibtir. Şu halde birincisine yemin edenin yemini nasıl kendisine lâzım geliyorsa, ikincisine yemin edenin ye*mini de kendisine lâzım gelir» demişlerdir. [14]


    C- Hacc, Azad ve Talâk Yemini:

    Cumhur, bir kimse 'Eğer şu işi yaparsam bana, yaya olarak hacca git*mek vacib olsun veyahut 'Kölem azad, yada karan boş olsun' gibi bir şey söyler ve ondan sonra o işi yaparsa, ona keffaret lâzım gelir mi gelmez mi? diye ihtilâf etmişlerdir.
    imam Mâlik, «Bu adama keffaret lâzım gelmez, iltizam ettiği şeyi yap*ması gerekir. Aksi halde günah işlemiş olun> demiştir.
    İmam Şafii, îmam Ahmed ve Ebû Ubeyd, «Boşama ve azatlama yemin*lerinden başka bu kabil yeminlerin hepsi ile keffaret lâzım gelir» demişler*dir.
    Ebû Sevr de, «Kölesinin azatlanmasına yemin eden kimse keffaret ve*rir» demiştir. İmam Şafii'nin görüşü, Hz. Aişe'den de rivayet olunmuştur.
    Bu ihtilâfın sebebi, bu kabil yeminler yemin midir, yoksa nezir mi*dir diye ihtilâf etmeleridir.
    Yemindir diyenler, «bununla keffaret lâzım gelir. Çünkü "Bunun kef*fareti on yoksulu doyurmaktır" âyet-i kerimesinin şümulüne girmektedir» demişlerdir.
    Nezir kabilindendir diyenler ise, «Nezredilen şeyin yerine getirilmesi lâzımdır, keffaret lâzım gelmez» demişlerdir. Fakat Mâlikîler buna da yemin dedikleri halde bununla nasıl keffaret lâzım gelmez diyebilmişlerdir? Olabi*lir ki Mâlikîler buna mecaz yolu ile yemin demişlerdir. Zira lügatte buna ye*min denilemez. Çünkü Arap dilinde yeminlere has birtakım sigalar vardır ki, bu onlardan değildir. Sonra, yemin ancak ta'zim edilen şeylere edilir. Şart sı*ğaları ile yemin sigalan birbirinden ayrıdırlar. Şeriat örfünde de buna yemin denilip denilmediğinde ve yeminin hükmüne tabi olup olmadığında tereddüt vardır. Çünkü Peygamber (s.a.s) Efendimiz'in sabit olan «Nezrin kejfareti bir yeminin kejfaretidir» [15] hadisinin zahirinden, nezre yemin denilmediği ve fakat yeminin hükne tabi olduğu anlaşılmaktadır:
    "Ey Peygamber, eşlerinin rızasını gözeterek, Allah'ın sana helâl kıl*dığı şeyi niçin haram ediyorsun? Allah bağışlayıcı ve merhametlidir. Allah size, yeminlerinizi keffaretle geri almanıza izin vermiştir" [16] âyet*lerinin zahiri, şartlı ve şartsız olarak edilen nezirlere şeriatte yemin adı veril*diğini göstermektedir.
    Bunun için, talâk gibi icma1 ile müstesna olan lafızlardan başka, bu du*rumda olan bütün lafızlara yemin demek gerekmektedir. îmam Dâvûd ile tabileri de, «şartlı olarak edilen bu kabil nezirler, ne ne*zirdirler ki, yerine getirilmesi vacib olsun, ne de yemindirler ki keffaret ver*meyi gerektirsinler. Şu halde eğer birisi, 'Şu işi yaparsam, üzerime yaya ola*rak hacca gitmek vacib olsun' derse, ona yaya olarak hacca gitmek vacib ol*maz. Fakat eğer şartsız olarak söylerse ona vacib olur. Çünkü şartsız olan ne*zirler ittifakla nezirdirler. Peygamber (s.a.s) Efendimiz de, «Kim Cenâb-ı Allah'a taat ve kulluk sayılan bir şeyi nezrederse o şeyi yapsın ve kim masiyet ve günah sayılan bir işi nezrederse, o işi yapmasın» buyurmuştur» [17] demişlerdir.
    Şu halde bu gibi sözler hakkındaki ihtilâfın sebebi, bunlar yemin midir, nezir midir, yoksa bunların hiçbiri de değil midir diye ihtilâf etmeleri*dir. [18]


    D- Yemin ve Tanıklık Ederim Sözleri:
    . .
    Ulema 'Yemin ederim' ve 'Şahitlik ederim' gibi lafızlar yemin midir, değil midir diye ihtilâf etmişlerdir:
    Kimisi 'Yemin değildir demiştir. Bu îmanı Şafii'nin iki kavlinden biri*dir.
    Kimisi 'Yemindir', demiştir. îmam Ebû Hanife de bu görüştedir.
    Kimisi de «Eğer kişi bundan «Allah'a yemin ederim» mânâsım kaste*derse yemindir yoksa yemin değildir» demiştir. îmam Mâlik de bu görüşte*dir.
    Bu ihtilâfınsebebi, lafzın şekline mi, yoksa ondan anlaşılan mânâya mı veyahut kasıt ne ise ona mı itibar olunur diye ihtilâf etmeleridir.
    Lafzın ekline itibar olunur diyenler, «Yemindir. Çünkü ondan «Allah'a ye*min ederim» mânâsı anlaşılmaktadır» demişlerdir. Kasıt ne ise ona itibar olunur diyenler ise, «Eğer «Allah'a yemin ederim» mânâsı kastolunursa yemindir yoksa değildir. Çünkü lafız, her iki mânâ ihtimalini de taşımaktadır» demişlerdir. [19]

    -----------------------
    [1]
    [2]
    [3] Târik, 86/1.
    [4] Necm,53/l
    [5] Buhârî, Edeb, 78/74, no: 6108.
    [6] İbn Rüşd Kadı Ebu'l-Velid Muhammed b. Ahmed b. Muhammed b. Rüşd El-Hafîd, Bidayetü’l-Müctehid ve Nihayetü’l-Muktesid, Beyan Yayınları: 2/283-284.
    [7] Mâide, 5/89.
    [8] Fussılet, 41/26
    [9] Ahmed, 6/276; Ebû Dâvûd, Talâk, 7/8, no: 2193.
    [10] 2/284-285.
    [11] Mâide,5/89.
    [12] Müslim, iman, 1/61, no: 137.
    [13] 2/285-286.
    [14] : 2/286-287.
    [15] Müslim, Nezr, 26/5, no: 1654.
    [16] Tahrim, 66/1.
    [17] Buhârî, Eyman, 16/22, no: 3289.
    [18] 2/287-288.
    [19] 2/288-289.

    Yorum yap


    • #3
      Yeminin Hükmü


      Yemin eden, yeminini yerine getirirse, iyi bir kimse olur. Eğer yapmazsa yeminini bozmuş olur ve Keffaret gerekir.
      Kefaret 10 fakiri sabah akşam doyurmak veya giydirmektir
      Buna gücü yetmeyenler 3 gün oruç tutarlar

      Yorum yap

      Daha önce girdiğiniz içerik kayıt edilmiştir.içeriği geri yükle yada Sil.
      Auto-Saved
      Mad :mad: Confused :confused: Embarrassment :o Wink ;) Frown :( Smile :) Big Grin :D Stick Out Tongue :p Roll Eyes (Sarcastic) :rolleyes: Cool :cool: EEK! :eek:
      x
      Insert: Thumbnail Small Medium Large Fullsize Sil  
      x

      Resimin üzerinde gösterilecek Mesajı veriniz

      Güvenlik Kodu Grafiği Resmi Yenile

      Unconfigured Static HTML Module

      Collapse

      Static HTML Module Content
      Hazırlanıyor...
      X