Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Collapse

Şehitler Babası Ali İbn Ebi Talib kimdir kısaca hayatı

Collapse

Collapse
X
  •  
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Şehitler Babası Ali İbn Ebi Talib kimdir kısaca hayatı

    Şehitler Babası Ali İbn Ebi Talib


    Hicretin kırkıncı yılında mübarek Ramazan ayının onyedinci günü mü'minlerin emiri Ali ibn Ebi Talib şehâdet nimetine nail oldu. Allah ondan razı olsun, onu hoşnut etsin ve şanını yüceltsin.

    Hatıralar arasında Öyle bir kahramanın ve fedainin resmi gözümüze çarpıyor ki, kahraman ve fedailer arasında onun gibisi çok az bulunur. O, şehitlerin babası, muttaki ve vefakar imam, mü'minlerin emiri Hz. Ali'den başkası değildir. Nitekim büyük âlim Nevevi onun hakkında şöyle der: "Rabbani âlimlerin, meşhur kahramanların ve daima anılan zahidlerin birisi Hz. Ali'dir. O, İslâm'a ilk girenlerdendir."

    Yine o, cennetle müjdelenen on kişiden birisidir. Hz. Peygam-ber'in (s.a) amcasının oğludur. En yakın dostu ve öğrencisidir. İffetli kızı Fatimat'üz-Zehra'nın eşidir. Ali'nin annesi Fâtıma bint Esed ibn Haşim'dir. Fatima, bir Haşimiye çocuk doğuran ilk Haşimi kadındır. Müslümanlığı kabul etmiş, hicret etmiş ve Hz. Peygamber hayatta iken vefat etmiş, Hz. Peygamber onun namazım kılmış ve kabrine inmiştir.

    Hz. Ali'nin annesi onun için aslan anlamına gelen Haydar ismini seçmişti. Babası ise ona Ali ismini verdi. Bu, kaderin bir ilhamı idi, çünkü arlan heybetlidir, gururludur ve yücedir. Hz. Ali de sözünde ve atılganlığında cesur bir aslandır. Bu sebeple Ebû Talib'in oğlu Haydar ismine de, Ali ismine de lâyıktır.

    Ebu Talib, ailesi kalabalık, fakir bir adamdı. Hz. Peygamber Ali'nin sorumluluk ve bakımını üzerine aldı. Bu Allah'ın ona karşı büyük bir lütfü ihsanıydı. Artık nübüvvet evinin bir ferdi olmuştu. Risa-let madeninin yakınında bulunma imkanına kavuşmuştu. Bundan dolayı dini ve ahlâki yönden pek çok kazanımları olmuş, Hz. Peygamberin yanındaki mertebesi çok yüksek olmuştur. Hatta Hz. Peygamber (s.a) onun hakkında şu sözleri söylemiştir:

    Ali bendendir, ben de Ali'denim.

    Ey Ali! Benim yanımda, Harun'un Musa'nın yanındaki mertebesine sahip olman seni memnun etmez mi? Ancak şu kadar var ki, benden sonra peygamber gelmeyecek.

    Ey Ali! Sen benim dünyada ve ahirette hem kardeşim, hem dos-tumsun.

    Bunda şaşılacak ve garipsenecek bir durum yoktur. Çünkü o Allah'ın saygın evi Kabe'nin içinde dünyaya gelmiştir.

    Alemlerin rabbi onu putlara secde etmekten korumuş ve onun putlara secde etmesine engel olmuştur. O, "Kerramallahu vecheh" yani "Allah onu şereflendirsin" duasına müstehak olmuştur. Daha gençliğe adım atarken gözlerini İslâm'ın nuruna açmıştır. Hz. Hatice'den sonra insanların İslâm'a ilk gireni odur. Müslüman olduğunda henüz on iki yaşındaydı. Gönlü yüce büyük bir kahraman olarak yetişmiştir. îlk olarak kendisini, Rasûlullah'a canını feda eden yüce bir kahraman ve fedai olarak göstermiştir. Müşrikler Hz. Peygamber'i öldürmek isteyerek ellerinde kılıçlarıyla bu alçakça cinayeti işlemek için onun etrafım kuşatmışlarken Hz. Ali, hicret gecesi Peygamber'in yatağında uyumuştur. Buna rağmen hiçbir korku ve paniğe kapılmamıştır.

    Sonra Hz. Peygamberle birlikte Bedir, Uhud ve Hendek savaşlarında bulunmuş; Rıdvan Biatına katılmış; Hayber, Mekke'nin fethi, Huneyn ve diğer pek çok savaşa iştirak etmiştir. Sadece Tebük Savaşında bulunamamıştır. Çünkü bu savaşta Hz. Peygamber (s.a) onu Medine'de kendisinin yerine vekil bırakmıştır.

    Bu savaşların hepsinde onun pek çok kahramanlıkları müşahede edilmiştir. Bu savaşların pek çoğunda elinde sancak taşımıştır. Hayber savaşında Hz. Peygamber şöyle buyurmuştu: "Yarın sancağı öyle bir kişiye vereceğim ki, Allah zaferi onun elinde nasip edecektir. Allah ve Rasûlü onu sever, o da Allah ve Rasûlü'nü sever." Ertesi gün büyük sa-habiler Allah ve Rasûlü'nün sevgisini kazanmak arzusuyla sancağın kendilerine verilmesini çok beklediler. Fakat Hz. Peygamber (s.a): "Ali ibn Ebi Tâlib nerede?" diye nida etti.

    Dediler ki: "Ya Rasûlullah, o gözünden şikayetçidir."

    Hz. Peygamber onu yanına çağırdı, tükrüğünü gözüne sürdü ve onun için dua etti. Hz. Ali iyileşti. Rasûlullah (s.a) sancağı ona verince şöyle dedi: "Ya Rasûlullah! Onlar bizim gibi oluncaya kadar ben olarla savaşacak mıyım?"

    Hz. Peygamber (s.a) dedi ki: "Onların sahasına ininceye kadar yavaş yavaş git. Sonra onları İslâm'a çağır. Üzerlerindeki Allah hakkının ne olduğunu onlara bildir!"

    Allah Teâlâ onun elinde apaçık bir fethi nasip etti ve ona büyük bir zafer lütfetti.

    Bu nimet Allah'tandır. Bilen olarak Allah yeter. (Nisa/70)

    Fedailer kahramanı ve şehitler babası Hz. Ali mücadelede hiç kimseden korkmazdı. Bu sebeple o tarihte Arab yarımadasının en büyük kahramanı ve.bin kişiye bedel olduğu iddia edilen azgın Amr ibn Ved ile vuruşmaya girmede hiç tereddüt etmedi. Hendek savaşında Amr ibn Ved bütün silah ve teçhizatıyla meydana çıktı ve iman ordusuna şöyle haykırdı: "Kim benimle vuruşacak?"

    Hz. Ali Rasûlullah'a dönerek: "Onun karşısına ben çıkacağım ya Rasûlullah" dedi.

    Hz. Peygamber şöyle dedi: "Ey Ali! O Amr'dır, sen hele otur."

    Amr müslümanlarla alay ederek: "Şehit olanlarınızın gireceğini iddia ettiğiniz cennetiniz nerede? Karşıma çıkaracak bir adam bulamıyor musunuz?" diyordu.

    Hz. Ali bir kaç defa yerinden kalktı ve "Onun karşısına ben çıkacağım, Ya Rasûlullah" dedi.

    Rasûlullah da her seferinde: "Sen hele otur. O, Amr'dır" diyordu.

    Sonunda Hz. Ali yerinden fırladı ve: "Amr'da olsa ne çıkar, Ya Rasûlullah" dedi.

    Bunun üzerine Allah Rasûlü kendisine izin verdi. Hz. Ali Amr'a doğru fırladı. Amr, gururlu bir eda ile ve onu küçümseyerek: "Sen kimsin?" diye sordu. "Ben Ali ibn Ebi Talib'im" diye cevap verdi.

    Amr, onu küçümseyerek şöyle dedi: "Yeğenim! Amcaların arasında senden yaşlı olanlar yok mu? Onlar karşıma çıksınlar. Ben senin kanını akıtmak istemiyorum." Hz. Ali şöyle dedi: "Fakat, vallahi ben senin kanını akıtmak istiyorum."

    Sonra Hz. Ali, Amr'a savaştan vazgeçmesini teklif etti. Amr bunu reddetti ve şöyle dedi: "O zaman Arablar benim korkup kaçtığımı söylerler."

    Hz. Ali ona dedi ki: "Ey Amr, hani sen Kureyş'e birisi seni iki şeyden birisine davet ederse, mutlaka birisini seçeceğine dair söz vermiştin." Amr: doğru, dedi. Hz. Ali "O halde ben seni müslüman olmaya

    veya vuruşmaya davet ediyorum" dedi. Amr ona dedi ki: "Niçin yeğenim, vallahi ben seni öldürmek istemiyorum." Hz. Ali dedi ki: "Fakat küfürde ısrar ettiğin müddetçe ben seni öldürmek istiyorum."

    Amr, öfkelendi ve Ali'ye saldırdı. Şiddetli bir kılıç darbesi indirdi. Genç kahraman bu darbeyi ustalıkla savuşturdu. Sonra vuruşma başladı. Biraz sonra Ali ona öldürücü bir darbe indirdi. Darbenin şiddetinden düşüyor, kalkıyor, sonra tekrar düşüyor tekrar kalkıyordu. Sonunda yere boylu boyunca uzandı ve öylece kaldı, ölmüştü. Hz. Ali: Alla-hu ekber, Allahu ekber diye cihat naraları attı.

    Amr ibn Ved'in kızkardeşi, kardeşinin ölümünden ve Ali'nin kahramanlığından söz eder ve teselli yollu şöyle derdi:

    Amr'ın katili başka birisi olsaydı. Hayatta kaldıkça ebediyen ağlardım. Fakat onun katilinin benzeri yoktur. Ülkenin büyüğü denilirdi, babasına.

    Hz. Ali, şehitlerin hayatı gibi bir hayat yaşadı. Çocuk iken şehitler gibi öne atıldı, İslâm'a girdikten sonra rabbine şehitlerin kavuşması gibi kavuşmak için kendisini hazırladı. Allah'ın katmdakini insanların yanmdakine tercih eden şehitlerin konuşması gibi konuşurdu. O şöyle derdi: "Vallahi, ben ölüme rastlamışım veya ölüm bana rastlamış, hiç aldırış etmem."
Daha önce girdiğiniz içerik kayıt edilmiştir.içeriği geri yükle yada Sil.
Auto-Saved
Smile :) Big Grin :D Stick Out Tongue :p Frown :( Embarrassment :o Wink ;) Mad :mad: Confused :confused: Roll Eyes (Sarcastic) :rolleyes: Cool :cool: EEK! :eek:
x
Insert: Thumbnail Small Medium Large Fullsize Sil  
x

Resimin üzerinde gösterilecek Mesajı veriniz

Güvenlik Kodu Grafiği Resmi Yenile

Unconfigured Static HTML Module

Collapse

Static HTML Module Content
Hazırlanıyor...
X