Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Collapse

Allah alışverişi helal faizi haram kılmıştır ayeti ve açıklaması

Collapse
X
  •  
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Allah alışverişi helal faizi haram kılmıştır ayeti ve açıklaması

    Allah alışverişi helal faizi haram kılmıştır ayeti ve tefsiri
    Bakara suresi 275



    Arapça metni:

    وَاَحَلَّ اللّٰهُ الْبَيْعَ وَحَرَّمَ الرِّبٰواۜ

    Meal:

    Riba yiyenler (kabirlerinden) an­cak, çarpmaktan dolayı şeytanın ken­dilerini sar'aya düşürdüğü kimse gibi kalkarlar. Bu onların, "Alışveriş de an­cak riba gibidir" demelerindendir. Halbuki Allah alışverişi helâl, ribayı haram kılmıştır. Her kime Rabbinden bir öğüt gelir de vazgeçerse geçen onundur, işi de Allah'tı kalmıştır. Kim de tekrar dönerse onlar da ateşlikler­dir. Orada ebedî kakçıdırlar.


    Tefsir:


    Faiz alıp mala olan sevgileri ve hevalarıyla amelleri sebebiyle faizi helal görenlerin, insanların mallarını batıl yolla, emek ve gayret olmaksızın yiyenle­rin ızdırap, huzursuzluk, vicdan azabı, çalışmaya ve dünyaya dalıp gitme açı­sından misalleri, şeytanın kendilerini saraya düşürdüğü, cinlerin çarptığı, sar"a ile telef ettiği kimselerin durumuna benzer. Bunlar ayrıca ahirette kabir­lerinden diriliş ve amellerinin görülmesi için kalkacakları vakit, hareketleri iti­bariyle daha çok dengesiz ve daha çok düzensiz ve ağır olacaklardır. Buna se­bep ise faiz yoluyla yedikleri haram malın kendilerine vereceği ağırlıktır. Bu, ayağa kalkıp doğrulmak istedikleri her seferinde tökezleyip düşmek suretiyle diğer insanlardan ayrı bir özellikte olmalarına sebep olacaktır. Bu manzara son derece acıklı ve ürkütücüdür. Çağdaş dünyada kapitalist faizci düzenin se­bep olduğu sarsıntı, huzursuzluk, çalkantı, sinirsel ve ruhsal hastalıkların da delilidir.

    Müfessirlerin çoğunluğu Yüce Allah'ın, "Riba yiyenler... kalkarlar" buyruğundaki "kalkmanın" kıyamet gününde kabirlerinden dirilmek ve amellerinin karşılığını görmek için kalkmak olduğu kanaatindedirler. Bu gibi kimselerin belirgin özelliği kabirlerinden ancak şeytanın bir kimseyi sar'aya düşürüp dav­ranışlarının düzenini bozduğu haldeyken bu halin kalkması gibi kalkmaktır. İbni Abbas -İbni Ebi Hatim'in rivayetine göre- şöyle demiştir: "Faiz yiyen kimse kıyamet gününde boğulan bir deli olarak diriltilecektir."
    Bazıları da (İbni Abbas, İkrime, Said b. Cübeyr, Hasan-ı Basrî, Katade ve Mukatil b. Hayyân) "Bunlar kıyamet gününde... kalkarlar" demekle yetinmiş­lerdir. "Kalkma kelimesinin kullanılması bir işin yapılmasında çalışmanın en belirgin alâmetlerinden oluşundan dolayıdır.



    Araplar ancak bu faiz türünü biliyorlardı. Alacaklarının vakti geldi mi borçluya, "ya borcunu öde, yahut da faiz ver" yani borcun miktarını artır derlerdi. Yüce Allah bunu kendilerine haram kıldı. Diğer bir ifade ile, bir malı satmak caiz olduğu gibi, ihtiyaç zamanında "Ne diye bir dirhem alıp kolaylıkla ödeyebileceğin vakit iki dirhem ödemen uygun olmasın? Her ikisinde de fazlalık sebebi birdir, bu da vadedir" diyorlardı.
    Yüce Allah, "Allah alışverişi helâl, ribayı haram kılmıştır" şeklindeki hak buyruğu ile onların görüşlerini reddetti, kıyaslarının fasit bir kıyas olduğunu açıkladı. Yani alışveriş ancak ihtiyaç için yapılır. Alışveriş karşılıklı bir deği­şimdir, onda bir aldatma yoktur. Faiz ise ihtiyaç içerisinde bulunanın ihtiyacını mutlak bir sömürüdür. Faizin karşılığında bir bedel veya bir ivaz yoktur. Bu bakımdan onların kıyaslan tutarsızdır. Yiyecek bir şey satın alıp hemen onun bedelini ödeyen kimse, o satın aldığı şeye yemek, tohumluk, hayat ve bedenini korumak maksadıyla bir şekilde faydalanma yoluyla yararlanmak için ihtiyaç duyar. Faiz alan kimse ise karşılıklı bir bedel akdi yapmamaktadır. O herhangi bir karşılık olmaksızın ödeme vadesi gelince borcun ana parasından ayrı bir fazlalık da almaktadır. Hatta bugünkü bankalar işlemleriyle üst üste yığılan veya mürekkep faizleri toplamakla cahiliye dönemi uygulamalarına benzer uygulamalarda bulunmaktadır. Onlar faiz aldıkları gibi yıllar geçtikçe faizin de faizini alırlar. O bakımdan banka hisselerine sahip olan kimseler kat kat faiz yer oldular. Bu fazlalığı ve ona bağlı olan diğer fazlalıkları almak ise çok büyük bir günahı gerektiren zulümdür.

    Faizin haram olduğu hükmü kendisine ulaşıp da daha önce yaptıklarından vazgeçenlerin cahiliye döneminde bu yasaktan önce almış oldukları geçmiş faizleri kendilerinindir. Affedilmesi yahut hakkında adaletle hükmedilmesi, kıyamet gününde sorumluluğunun kaldırılması Allah'a kalmış bir iştir. Her kim haram kılnıışından sonra faiz almaya geri dönerse artık o, cezayı ve cehennem ateşinde ebedi kalmayı hak etmiştir. Burada "ebedi kalış"tan kasıt ise, bunu yapan kişi mümin ise onun bunu yaptığı için uzun süre orada kalacağını bildirmektir. Yaptığı işin ne kadar büyük olduğunun ifade edilmesi için bu tabir kullanılmıştır.
    Mumsema "makaleler" başlığımızı ziyaret eder misiniz. yorum yazana dua ederiz

    TIKLA OKU


    Site Kurallarını Mutlaka Okuyalım

    FORUM KURALLARI
Daha önce girdiğiniz içerik kayıt edilmiştir.içeriği geri yükle yada Sil.
Auto-Saved
Big Grin :D Frown :( Embarrassment :o Confused :confused: Smile :) Stick Out Tongue :p Wink ;) Mad :mad: Roll Eyes (Sarcastic) :rolleyes: Cool :cool: EEK! :eek:
x
Insert: Thumbnail Small Medium Large Fullsize Sil  
x

Resimin üzerinde gösterilecek Mesajı veriniz

Güvenlik Kodu Grafiği Resmi Yenile

Unconfigured Static HTML Module

Collapse

Static HTML Module Content
Hazırlanıyor...
X