Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Collapse

Abdestin Farzları - Diyanet

Collapse

Collapse
X
  •  
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Abdestin Farzları - Diyanet

    Abdestin Farzları Nelerdir maddeler halinde

    Ayet ve Hadislerle Abdesti farzlarının delilleri

    Hanefi ve Şafii Mezhebine göre abdestin farzları


    Kur'an-ı Kerim'de abdestle ilgili ayetten de açıkça anlaşıldığı üzere abdestin farzları dörttür.
    Bunlar:

    1.Yüzü bir kere yıkamak.
    Yüz, alnın en üst tarafında saç bittiği yerden çene altına kadar ve iki kulak yumuşakları arasında olan yerdir.
    Sık olan sakalların yalnız üstünü yıkamak yeterlidir. Sakal seyrek ise altındaki cildin de yıkanması lâzımdır. Bıyık ve kaşlar hakkındaki hüküm de böyledir.
    Sakalın altındaki deri görülmüyorsa o sakal sıktır. Deri görülüyorsa seyrektir.
    Yüzü yıkarken kirpikler ile göz pınarlarının da yıkanması gerekir. Gözün içini yıkamak gerekmez.

    2.Elleri ve kollan dirseklerle beraber bir kere yıkamak. Dirseklerin daha yukarısının yıkanması gerekmez.
    Parmakların olduğu taraftan başlayıp dirseklere doğru yıkamak sünnettir. Dirseklerden başlayıp parmakların tarafına doğru yıkamak caiz ise de sünnete uygun değildir.

    3. Başın dörttebirini meshetmek.
    Meshetmek. başka bir yerde kullanılmayan yaşlığı bir yere değdirmek demektir. Kolları yıkadıktan sonra ondan arta kalan yaşlıkla başın meshedilmesi caiz olmaz. Çünkü bu su. kullanılmıştır. Başın meshedilmesi için yeni su alınması lâzımdır.
    Başta meshedilecek yer; iki kulağın üst tarafında kalan yerdir. Buranın dörttebirini meshetmek yeterlidir. Kulaklardan aşağı sarkan saçların üzerine meshedilmez. Böyle saçlar başın üstünde topuz yapılmış olsa bile yine mesh edilmez.

    4. Ayakları topukları ile beraber bir kere yıkamak.
    Ayakların iki tarafında çıkıntı halinde bulunan kemiklere "Topuk" denir. Ayakları yıkarken topukları da yıkamak lâzımdır. Bunların yukarısını yıkamak gerekmez.
    Abdestte ayakları yıkamak farzdır. Çıplak ayaklara meshetmek caiz değildir. Ayaklara çıplak olarak meshedileceğini iddia edenler, abdestle ilgili ayette ------------- kelimesini
    -------------- kelimesine atfederek ------------- ün lâm'ını esre okumakta ve buna dayanarak da
    ayakların çıplak olarak meshedilmesi gerektiğini söylemektedirler.
    Halbuki ---------- kelimesinin lâm harfi hem "üstün", hem de "esre" olarak okunmaktadır.
    Yani her ikisi de kıraattir. "Üstün" okunduğu takdirde ayet;
    "Ayaklarınızı da yıkayın", "esre" okunduğu takdirde ise "ayaklarınızı da meshedin " manalarını ifade eder.
    Bu manalardan hangisi doğrudur? Fıkıh usulünde belirtildiği üzere birden çok manaya ihtimali olan "nass"h\r mücmeldir. Abdest ayetindeki م ك#ل ج )ر#ا #و kelimesi de böyledir. Mücmel olan bu ayetten hangi mana kastedilmiştir? Yani. abdestte ayakların yıkanması mı, yoksa meshedilmesi mi emredilmiştir.
    Bunu açıklayan bir delilin bulunması lâzımdır. Yoksa iki manaya gelen ayetin, bir delile dayanmadan ayakların yıkanmasını ifade eden manasını bırakarak diğer manasını tercih edip çıplak ayaklara meshedilmesine hükmetmenin ilmi bir dayanağı olmaz.
    Kuran'dan sonra dini hükümlerin dayandığı ikinci delil, hiç şüphesiz peygamberimizin sünnetidir. Bu sebeple abdestte ayakların yıkanması veya meshedilmesi hususundaki hükmün, sünnetle açıklanması gerekmektedir.
    Hem fiili, hem de kavli sünnete baktığımız zaman; Peygamberimizin abdestte ayaklarını yıkadığı tevatüren sabit olduğu halde, çıplak ayakları meshettiğine dair hiç bir sahih rivayetin bulunmadığı görülmektedir. (Cessas. Ahkümü'l-Kur'an. C.2. S. 345 )
    Hatta Peygamberimiz, abdestte aycıklarını yıkarken bir kısmını kuru bırakan sahabileri.

    ------------------ "Vay şu ökçelerin ateşten haline" ( Buhârî, Vudu". 29: Müslim. Tahare. 9: Tirmizi. Tahare, 31; Ebu Davud. Taharc. 97: Neseî. Tahare. 90 ) buyurarak uyarmış, abdest alan bir kimsenin ayağında tırnak kadar bir yeri ıslatmadığını görünce. "Dön abdestini güzel al" buyurmuş, o kişi de dönüp ayağının her tarafını iyice yıkadıktan sonra namazı kılmıştır. (Müslim. Tahare. 10: Ebû Davud. Tahare)

    Peygamberimizin sözleri ve abdestte bizzat ayaklarını yıkamış olması; ayetten kastedilen hükmün, ''abdestte ayakların yıkanması gerektiğini" açıkça göstermektedir. "Cerr" kıraatına dayanarak abdestte ayakların meshedilmesi gerektiğini iddia etmenin hiçbir geçerliliği yoktur.
    Kaldı ki. abdest, daha önce Mekke'de "Vahy-i gayr-i metlüvv" (Kelimeler halinde okunmadan doğrudan doğruya peygamberin kalbine indirilme) ile farz kılınmış ve daha sonra Medinede bu ayetle takrir edilmiştir.
    Çünkü abdest, müstakil bir ibadet olmayıp namaza tabi olduğundan zamanla ihmal edilerek şartlarının gereği gibi yerine getirilmemesi ihtimaline karşı "vahy-i metlüvv" ile takrir ve tesbit edilmiştir, (Dürerül- Hükkâm, Şerhü Gureril- Ahkâm C.l. S.7)
    Ayakların yıkanmasında kelimesi ile topuklarla sınırlandırılması da ayakların yıkanacağını göstermektedir. Çünkü, mesihte "şuraya kadar" diye bir sınırlama söz konusu olamaz.
    Ayrıca en çok yıkanıp temizlenmesi gereken ayakların abdestte yıkan¬maması, İslâm'ın temizlik anlayışı ile bağdaşmadığı gibi, abdest ayetinin sonundaki "Allah size sıkıntı vermek istemez, ama sizi tertemiz yapmak ister" diye açıklanan temizlik hikmetine de tamamen aykırıdır.

    Şafiîlere göre abdestin farzları altıdır:
    1. Niyet etmek.
    2. Yüzü Yıkamak.
    3. Elleri dirseklerle beraber yıkamak.
    4. Başı meshetmek.
    5. Ayaklan yıkamak.
    6. Bu organları bu sıraya göre yıkamak


    Eğer ayetten ayakların meshedilmesi kastedilseydi, başın meshinde yalnız ------------ zikredildiği
    gibi, ayaklarda da sadece ------- demek yeterli olur, ----------- kaydına gerek kalmazdı.
    Bütün bunlardan açıkça anlaşılıyor ki; ayet-i kerime her ne kadar mücmel ise de ayakları yıkamanın farz olduğu hususunda muhkemdir.
    Ayağı kesik olan kimsenin bu ayağını yıkaması gerekmez.Yalnız topuğu veya ayağının bir kısmı ile topuğu kalacak şekilde ayağı kesik olan kimsenin, kalan kısmı yıkaması gerekir.
    Kolu kesik olan kimse de bu kolunu yıkamaz. Dirsek veya dirsekle beraber kolunun bir kısmı kalmamışsa kalan yerlerin yıkanması lâzımdır.
    Abdestte yıkanması gereken organlarda suyun deriye ulaşmasına engel olan hamur, mum ve çapak gibi şeylerin giderilmesi gerekir. Suyun geçmesine mani olacak şekilde tabaka oluşturan oje, ve boya da aynı hükümdedir.
    Suyun geçmesine engel olmayan kına ile boyacının tırnağında kalan boyalar, zarurete binaen abdeste mani değildir.Parmaklar, aralarına suyu geçinmeyecek şekilde bitişik ise suyun, parmakların arasına ulaştarılması lâzımdır.
    Parmakta bulunan dar yüzüğün hareket ettirilerek suyun altına ulaşması sağlanmalıdır.
    Abdest aldıktan sonra saçlar tıraş edilse başa yeniden meshetmek gerekmediği gibi, abdest aldıktan sonra sakal, bıyık ve tırnakların kesilmesi durumunda da bunların tekrar yıkanması lâzım gelmez.
    Abdest organlarında bulunan yaranın yıkanması zararlı olursa ilâç üzerine su akıtılır. Bu da zarar verirse yara üzerine meshedilir. meshetmek de zararlı ise terkedilir.
    Gözü hasta olan kimsenin gözüne suyun zarar vereceği kendi tecrübesiyle bilinir veya bunu uzman müslüman bir doktor bildirirse, hastalığı devam ettiği sürece gözüne su değdirmez.
    Abdestte vacip yoktur.
    Ham maddesi makbul fakat adresini yitirmiş birini gördüğünde,'bundan ne güzel müslüman olur' demeli ve tüm yüreğinle hidayeti için dua etmelisin

    Site Kurallarını Mutlaka Okuyalım

    FORUM KURALLARI
Daha önce girdiğiniz içerik kayıt edilmiştir.içeriği geri yükle yada Sil.
Auto-Saved
Smile :) Big Grin :D Stick Out Tongue :p Frown :( Embarrassment :o Wink ;) Mad :mad: Confused :confused: Roll Eyes (Sarcastic) :rolleyes: Cool :cool: EEK! :eek:
x
Insert: Thumbnail Small Medium Large Fullsize Sil  
x

Resimin üzerinde gösterilecek Mesajı veriniz

Güvenlik Kodu Grafiği Resmi Yenile

Unconfigured Static HTML Module

Collapse

Static HTML Module Content
Hazırlanıyor...
X